İslam'da akraba evliliği

Akraba evliliği sakat doğumlara sebep oluyorsa İslâm akraba evliliğine neden izin vermiştir?

Sakat doğuma akraba evliliği değil, hastalık (kan uyuşmazlığı, irsi hastalıklar...) neden olur. Yani her akraba evliliği sakat doğuma neden olmaz, sakat doğuma neden olan hastalıklardır, hastalık akrabada olsun veya olmasın fark etmez.

Akraba olmazsa bile hastalık nedeni taşıyan her insan sakat doğuma neden olur. Ama akraba olduğu halde hastalık nedeni taşımayan insan sakat doğuma neden olmaz. O halde yasak olan hastalık nedenleridir (kan uyuşmazlığı...), akraba evliliği değil.

Kur'an'ın ayetlerinden herkesin ilk planda anlayacağı tek şey şudur: “Eğer istiyorsan ve münasip ise amcanın, halanın yada teyzenin kızı ile evlenebilirsin” yok eğer istemiyorsan Allah'ın emrettiği evlilik talimatlarının dışına çıkmış olmazsın...

Mut'a Nikahı ve Hükmü

Müta nikahı dört mezhepte de haramdır. Müta nikahı, şahitsiz olarak bir kadına belli para verip, belli zaman için beraber yaşamayı sözleşmek demektir. Müta nikahının haram olduğunda bütün âlimlerin sözbirliği bulunduğu, Mizan-ül-kübra’da ve İbni Âbidin’de yazılıdır.

İmam-ı Taberani bildiriyor ki:
Abdullah ibni Abbas (Müta nikahı önce helal idi. Fakat, (Analarınız, size haramdır) mealindeki âyet-i kerime geldikten sonra, haram edildi. Müminun suresinin (Ancak zevceleriniz ve sahip olduğunuz cariyeleriniz helaldir) mealindeki âyet-i kerimesi, müta nikahının haram edildiğini kuvvetle bildiriyor. Çünkü, bu âyetten yalnız zevcelerin ve cariyelerin helal olup, başkalarının haram olduğu anlaşılmaktadır) demiştir.

İki Bayram Arasında Düğün ve Nikâh Yapılır mı?

Bu sözün dinî yönden hiçbir dayanağı bulunmamaktadır. Şartlar ve imkânlar hazır olduğu zaman senenin bütün gün ve saatlerinde düğün yapılabilir, evlenilebilir, nikâh kıyılabilir. Yani nikâh için belli bir zaman ve vakit yoktur. “Nikâh şu gün caiz olur, şu gün caiz olmaz” diye bir şart yoktur.

Yalnız “İki bayram arasında nikâh olmaz” sözünün bâtıl da olsa târihî bir geçmişi vardır. Bilhassa bu inanç Islâmdan önceki Cahiliye Arapları arasında yaygındı. Onlar Ramazan’dan sonra başlayan Şevval ayında evlenmeyi uğursuz sayar, düğünlerini başka bir tarihte yaparlardı. Her Cahiliye âdetinde olduğu gibi, bu âdeti de bizzat Peygamber Efendimiz yıkmış, geçersiz kılmıştır. Resul-i Ekrem Efendimiz Hz. Âişe validemizle Şevval ayında nişanlanmış, üç sene sonra da yine Şevval ayında evlenmiştir. Böylece iki bayram arası olan Şevval ayında düğün yapmak ve nikâh kıymak sünnet olmuştur. (Müslim, Nikâh: 73)

İslam'da Kadının Eşine Karşı Görevleri

İslam dini, aile ocağında erkekle kadın arasında maddi ve manevi kabiliyetlerine göre vazife taksimi yapmış, dışarı işlerini erkeğe, içeri işlerini de kadına vererek hem erkekleri hem de kadınları görebilecekleri iş ile vazifelendirmiştir. Bilhassa kadına yapamayacağı işi teklif etmemiş, taşıyamayacağı mesûliyeti yüklememiştir.

Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim‘de şöyle buyurmuştur :

İslam'da Erkeğin Eşine Karşı Görevleri

Yaradılış itibariyle erkek, kadına nisbeten aynı olmayıp, bazı özellikleri yönünden ondan üstündür. Onun için kadın, erkeğin idaresi altına verilmiş ve ona emanet olunmuştur. Erkek, ailesinin reisi ve mesûlüdür. Allahu Teala, bu konu ile alakalı Kur’an-ı Kerim‘de şöyle buyurmuştur :

Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini (erkekleri) kiminden (kadınlardan) üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar.

| Nisa Suresi / 34. Ayet Meali

Bir hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, erkeklerin aile reisliği hakkında şöyle bildirmiştir :

Erkek, ailede yöneticidir ve yönetiminden sorumludur. Kadın da kocasının evinde yöneticidir ve elinin altındakilerden sorumludur.

| Buhârî, Cum’a 11; Müslim, İmâret 20

Nişanlı İki Kimse Nikâhlı sayılır Mı?

Nişan nikâh sayılmaz! Nikâh akdi yapılmadan; yâni,

“–Sen buna vardın mı?”

“–Vardım.”

“–Sen bunu aldın mı?”

“–Aldım.”

“–Tamam mı?”

“–Tamam!” diye nikâh akdi mün’akid olmadan, sözleşme yaplmadan yüzük takmakla, nişan yapmakla evlilik olmaz. O nişandır, sadece bir sözdür; nikâhın yerini tutmuyor.

Hattâ nikâh kıyan insan işin inceliğini bilmese de, “Sen bu zâta varır mısın?” dese; o da “E, varırım!” dese yine olmaz. “Ne zaman varacaksın?..” “Varırım işte bakalım…” Zaman belli olmadığı için, o zaman bile olmaz.

Onun için,

“–Sen bu kızı aldın mı?”

“–Aldım!”

“–Sen de buna vardın mı?”

“–Vardım!” diyoruz. Mâzî (geçmiş zaman) sigasıyla söylüyoruz ki, iş bitti mânâsına gelsin diye… Onun için, nişan nikâh demek değildir. Nikâhlanmak şarttır, nişanlanmak yeterli değildir. O bir tanışıklık oluyor.

Evlilik İçin Para Biriktirmiş Bir Kişiye Hac Farz Olur Mu?

Geçerli bir evlilik için 2 şart vardır; 2 şahidin bulunması ve Mehir vermek.

Bu biriktirilen paranın büyük çoğunluğu kutsal bir sünnet olan nikâhın gerçekleşmesi için fazladır. Diğer taraftan, Hac Müslümanlar için temel görevlerden biridir ve niyetlendiği vakit en kısa sürede gerçekleştirilmelidir.

Hac farzdır, nikâh ise sünnettir ve böyle bir durumda tercihler öne çıkar.

Böylelikle, bu durumdaki bir kişi için zorunluluk evlenmeden önce Hac görevini yerine getirmesidir. Maalesef bu günlerde evlilik için savurganlıklar yapılmaktadır.

Hadiste bahsedildiği gibi; “en iyi nikâh en az masraflı olandır”

Yeterince serveti olan bir insan Hac görevini yerine getirmekle görevlidir, böyle bir insan için Haccı nikâh için ertelemek uygun değildir.

Aslında her ikisi de aynı anda yapılabilir.

Resmi Nikah Dinen Geçerli Midir?

Öncelikle resmî nikâh ile İslâmî nikâhın mahiyetini ve şartlarını kıyaslamalıyız.

İslâmî nikâhda tarafların Müslüman olması gerekmektedir. Bir de Müslüman bir erkek gayr-i müslim bir hanımla evlenebileceği gibi, Müslüman bir hanım gayr-i müslim bir erkekle evlenemez. Resmî nikâhda ise evlenecek kişilerin dinî durumlarına bakılmaz.

İslâm'da sütkardeşler evlenemez fakat resmî nikâhda böyle bir kural yoktur.

Resmî nikâhda şâhitlerin dinî durumlarına bakılmaz, buna kadın veya erkek olmasını da ekleyebiliriz, zira İslâmî nikâhda şâhitlerin Müslüman olmasının yanında iki şâhidin erkek veya iki şâhitten en az birinin erkek diğer ikisinin kadın olması gerekmektedir. Oysa resmî nikâhda şâhitlerin her ikisi de kadın olabilir.

Kadının Boşanma Talebi ve Mehir Miktarı

Rasûlullah (s.a.s.) buyurdular ki: "Hangi kadın (çok ciddî) bir gerek yokken kocasına boşanma talebinde bulunursa, bilsin ki, cennetin kokusu kendisine haramdır."

Sâbit İbnu Kays İbni Şemmas'ın (r.a.) hanımı Hz. Peygamber'e (s.a.s.) gelerek: "Ben Sâbit'i ahlak ve diyânetinden dolayı itab etmiyorum. Ancak İslâm'da küfre düşmekten korkuyorum -bu sözüyle nefret ettiğini söylemek istedi-" dedi. Rasûlullah (s.a.s.): "(Mehir olarak aldığın) bahçesini iade eder misin?" diye sordu. Kadın: "Evet!" deyince, Sâbit'e: "Bahçeyi al ve onu boşa!" dedi.

İslâm, boşanmayı meşru addeder fakat bu durum yine de uygun değildir. Bir hadiste talâk "Allah'ın en çok nefret ettiği helal" olarak tavsif edilmiştir. Bu sebeple kadının, ciddi bir sebep olmadan boşanma talebinde bulunmasına izin verilmemiştir.

İkinci hadis, nefret etmek gibi ciddi bir sebeple kadın boşanma talep ettiği takdirde talebinin nazar-ı dikkate alınacağını gösteriyor. Bu durumda kadına, aldığı mehiri iade gerekir.

Evlilikte 'Mutluluk' için 14 Öneri (Aile Huzuru için Tavsiyeler)

Sevmek ve sevilmenin yanına bir de bunların ifade edilmesi eklenmelidir. Sizde eşinizle önerilerimize kulak verebilir, mutluluk için aslında minik adımların yeterli olabildiğini görebilirsiniz.

1. Tebessüm gösterin

Evliliklerde en çok yaşanan sıkıntıların başında eşlerin birbirlerine karşı asık suratlı ve somurtkan bir tavır sergilemeleridir. Asık bir surat, baskılanmış öfke ve sıkıntıların su yüzüne çıkmasına yardımcı olur. Asık bir surat negatif enerji yayar. Evinizi soğuk bir ortama çevirir. Halbuki güleryüz ve tebessüm, muhabbetin kaynağıdır. Muhabbet, bizi mutlu edecek yegâne ilaçtır. Eşinize karşı tebessüm göstermek zor olmasa gerek…

2. Eşinizin ellerinden tutun

İslami evlilik üzerine

Evlilik nedir, başına İslâmî kelimesinin eklenmesi neyi ifade eder, nasıl bir anlam yükler?
Genel mânâda evlilik, bir kadınla bir erkeğin, inançlarına göre meşrû olan bir biçimde karı-koca olmak üzere kurdukları birliktir. İslâm'a göre evlilik, aralarında evlenmeyi engelleyen bir yakınlık veya durum bulunmayan bir kadınla bir erkeğin, şartlarına uygun olarak yapacakları evlenme akdinin doğurduğu hukûkî ve sosyal sonuçtur. Evlilik kelimesinin başına "İslâmî" vasfı getirildiği zaman bu vasfa uygun bir evlilik anlaşılır. Bu vasfa uygun evlilik, amacı, tarafların seçilişi, akdi ve şartları ile İslâm'ın bağlayıcı kurallarına uygun düşen bir evliliktir.

İdeal İslâmî evlilik, nasıl bir şeydir?

İslam'a göre eş seçimi

Eş Seçimindeki Kıstaslar

Eş olarak kimi seçmeliyiz?

Şimdi konumuzun en önemli faslına ulaşmış bulunmaktayız. Şu ana kadar açıkladığımız her şey bu fasıl için ön hazırlık konumundaydı. Yani konumuzun aslı; “Birlikte mutlu bir hayat yaşayabilmemiz ve birbirimizin olgunlaşmasına katkıda bulunabilmemiz için hangi ölçülerle, hangi özelliklerle, hangi kriterlerle ve hangi kıstaslarla eş olarak kimi seçmeliyiz?” konusu hakkındadır. Bizim, önceki konuları açıklamamızdaki asıl hedef işte budur. Bütün telaşımız bu konu hakkındadır.

Yani, kız ve erkek bütün gençler; birbirlerine uygun olan, birbirlerine benzer ölçülere sahip olan ve birbirlerine yakışan eşler seçmelidirler. Eğer bu şartlar gerçekleşir ve bu uyumluluk sağlanırsa, öteki sorunlar kolayca halledilebilecektir. Eğer bu aşamalarda yanlış yapmazlarsa, öteki aşamaları geçmek daha da kolaylaşacaktır.

Cesaretle şöyle söylemek mümkündür:

Talak hakkında her şey

İslâm hukukunda, nikâhla kurulan evlilik bağını çözmek, ortadan kaldırmaktır. Boşama anlamında tatlîk şeklinde kullanılır.

İslâm'a göre evlilikten maksat, huzurlu bir aile hayatı kurmak ve böyle bir yuvada iyi bir nesil yetiştirmektir. Ama, böyle yüce gayelerle kurulan evliliklerin hepsinin başarıya ulaşması mümkün değildir. Bazan ölüm ve hastalık gibi tabii engeller, bazan da geçimsizlik, münaferet, eşlerin birbirini sevmemesi, anlaşamama gibi eşlerden kaynaklanan engeller evliliğin başarı ve devamına mani olur. İslâm, evliliğin asıl gayesinden uzaklaştığı, eşlerin bir arada huzurla yaşamalarına imkan kalmadığı, ihtiyaç ve zaruretlerin gerektirdiği hallerde evliliğin sona erdirilmesine izin vermiştir. Bu izin doğrultusunda evliliğe, erkek tarafından doğrudan ya da kadından aldığı bir bedel karşılığında son verilebileceği gibi, talâk hakkını elinde tutan kadın tarafından, hakim veya hakem kararıyla da son verilebilir.

Talâkın Hikmeti:

Evlenme adayı ile görüşme nasıl olmalıdır?

Evleneceğin kız ve ya erkek, hangi cins karar verecekse, görüşeceksin. Filanca yerde paketlenmiş biri var, git al onu kargodan tekliflerine asla evet deme. Çağır, şartlarını anlatacağım o şartlarda görüş.

Sana zaten referansla geldi O. Dışarıdan izleyen birinin referansıyla geldi. Sen onunla bir hayat yaşayacaksın. Otur, selamun aleyküm hanımefendi artık ne diyeceksen, selamun aleyküm beyefendi diyecek. Dik dik gözüne bak, utanmış numaraları yapıp önündeki telefonunla oynama. Gözüne gözüne bak, omuzlarına bak, yanaklarına bak, gözünün içine bak, O da sana baksın, saatlerce değil. Mikroskop alıp gözünün içini inceleme, iki dakika, üç dakika..

“Ben filanca yerden geldim, şu insanım, şöyle bir hayat yaşamak istiyorum, sizi de hayat ortağı yapmak istiyorum” de, O da sana aynı şeyi desin. Bir daha görüşürüz değil mi? Görüşürüz. Çık..

"Evliliklere ne oluyor?" İsimli Makale (Mustafa İslamoğlu)

Kanayan bir yara bu. Herkes üstünü örtse de alttan alta kan gidiyor. Korkarım, bu hengamede, bir çok yuva kan kaybından çökecek.

Aile "son kale" idi, değil mi?

Evet, sosyal anlamda aile, bir toplumu ayakta tutan son kaledir. Bir bina için sütun, bir doku için hücre, bir tarla için tohum ne ise, bir toplum için de aile odur. Ailenin birlik ve dirliği, tıpkı suyu oluşturan hidrojen ve oksijenin birliğine benzer. Eğer bu ikisini birleştikten sonra ayırmaya kalkarsanız; biri yanıcı, diğeri yakıcı iki gaz elde edersiniz. Bu durumda ortada sudan eser kalmaz.

İçeriği paylaş

sponsorlu bağlantılar